SON DAKİKA
haberL haberR
0 facebook twitter googleplus

Yaşam

03 Eylül 2010 Cuma, 02:48
Gönder
Yazdır
A
A
Ana Sayfa » Yaşam » 'Ben doğruluğumla kurtuldum' haberi

'Ben doğruluğumla kurtuldum'

'Ben doğruluğumla kurtuldum'
Benim durumumda olanların çoğu mazeret bildirmişti. Ben de aynı şeyi yapabilirdim.

Zira içlerinde ikna kuvveti ve söz söyleme kabiliyeti en güçlü olanlardan biriydim. Ama nasıl olur da hiçbir mazeretim olmadığı halde Allah Resûlü’ne yalan söyleyebilirdim. Yapmadım, yapamadım.

Doğruluk deyince akla sahabeden Hz. Ka’b b. Mâlik gelir. Hz. Ka’b, kılıcı kadar sözü, sözü kadar da kılıcı keskin bir insandı. Şairdi. Akabe’de gelip Allah Resûlü’ne biat etmişti. Dolayısıyla da Medine’nin ilklerindendi. Fakat Tebuk seferine katılamamıştı. Sebebini kendi ağzından dinleyelim: “Herkes muharebeye davet edildi. Allah Resûlü bu muharebeye ayrı bir ehemmiyet veriyordu. Herkes gibi ben de hazırlıklarımı tamamladım. İki Cihan Serveri hareket komutunu verdi ve ordu harekete geçti.

Ben kendi kendime: “Nasıl olsa onlara yetişirim” diye beraber çıkmadım. Hiç de bir işim yoktu. Fakat kendime olan güvenim beni alıkoyuyordu. Bugün-yarın-öbür gün, derken günler gelip geçiverdi. Artık Allah Resûlü’ne yetişmem mümkün değildi. Mecburen bekleyecektim. Ve bekledim de.

Hem de her saati günler süren bir bekleyişle bekledim. Nihayet, Allah Resûlü’nün seferden dönüşü her yandan duyulmaya başladı. Ordu Medine’ye döndü. Efendimiz de adeti olduğu üzere evvela mescide uğrayıp iki rekat namaz kılmış ve halkla görüşmeye başlamıştı. Herkes bölük bölük mescide geliyor, ziyaret ediyor ve harekete iştirak etmeyenler de özür beyanında bulunuyorlardı.

Benim durumumda olanlardan da çoğu mazeret bildirmiş ve Allah Resûlü tarafından mazeretleri kabul edilmişti. Ben de aynı şeyi yapabilirdim. Zira içlerinde ikna kuvveti ve söz söyleme kabiliyeti en güçlü olanlardan biriydim. Ama nasıl olur da hiçbir mazeretim olmadığı halde Allah Resûlü’ne yalan söyleyebilirdim. Yapmadım, yapamadım. Karşılaştığımızda, İki Cihan Serveri kalbimi delip geçen bir buruk tebessümle karşıladı beni.

Ve “Neredeydin?” dedi.

Durumumu olduğu gibi eksiksiz anlattım. Başını çevirdi ve dil ucuyla: “Kalk git” dedi.

MAZERET SÖYLE KURTUL!

Dışarı çıktım. Kavmim etrafımı sardı: “Sen de bir mazeret söyle, kurtul” dediler. Dedikleri bir aralık kalbime yatar gibi de oldu. Ancak sonradan vazgeçtim. Sonradan öğrendim ki benim gibi doğruyu söyleyen iki kişi daha vardı. Üçümüz hakkında bir emir yayınlandı. Artık hiçbir Müslüman bizimle görüşüp, konuşmayacaktı. Diğer iki arkadaşım evlerine kapanıp, durmadan gece gündüz ağlıyorlardı. Ben, aralarında en genç ve kuvvetli olandım. Sokağa, çarşıya, pazara çıkıyor ve namaz vakitlerinde de mescide gidebiliyordum. Ancak başta Efendimiz olmak üzere benimle kimse konuşmuyordu. Tam elli gün böyle geçecekti. Bütün insanlar ve bulunduğum yer bana öylesine yabancılaşmıştı ki, kendimi yabancı bir ülkede zannetmeye başladım. Böyle bir günde Medine sokaklarında yapayalnız dolaşırken; sokaklarda bir adamın beni soruşturduğunu duydum. Sorduğu şahıslar işaretle beni göstermişlerdi. Adam yanıma geldi elinde de bir mektup vardı.

Mektup bana aitti. Gassân melikinden geliyordu. Melik beni, kendi memleketine davet ediyordu. Mektubunda: “İşittim ki sahibin seni yalnız bırakmış. Bize gel; senin gibilerin bizim nezdimizde kadri yüksektir.” gibi sözler ediyordu. “Bu da bir imtihan”, dedim ve mektubu yırtarak ateşe attım.

ALLAH SİZİ AFFETTİ!

Elli gün dolmuştu. Artık dayanamaz hale gelmiştim. Dünyam kararmış ve kabir kadar daralmıştı. Her zaman yaptığım gibi evimin damında sabah namazını kılmış, oturuyordum. Birisinin yüksek sesle ismimi söylediğini duydum. Ses: “Müjde Ka’b!” diyordu. İşi anlamıştım. Hemen secdeye kapandım. O gün sabah namazından sonra Allah Resulü affımızı ilân etmişti. Mescide koştum, herkes ayağa kalkmış beni tebrik ediyordu. Allah Resulü’nün huzuruna gelip elini tuttum. O da benim elimi tutmuştu. Allah Resulü: “Allah sizi affetti” buyurdular. Ve hakkımızda inen şu âyeti okudular. (Tevbe, 9/118) O bu âyeti okuduktan sonra Resûlullah’a hitaben, Ya Resûlallah! Ben doğrulukla kurtuldum. Bundan böyle ömrüm oldukça da doğrudan başka bir şey söylemeyeceğime, söz veriyorum dedim.”

 

Paylaş
Tweet
Paylaş
Gönder
Yazdır
A
A

Yorum Yaz

VİDEO GALERİ

Tanju Çolak'tan Jet Fadıl isyanı
  • Tanju Çolak'tan Jet Fadıl isyanı
  • Mehmet Metiner canlı yayında ağladı
  • Beyaz Candan Erçetin atışmasında mutlu son
  • Beyoğlu'nda gecekondu baskını


YAZARLAR

  • Erhan BAŞYURTErhan BAŞYURTKeşke biraz da okusalardı!
  • Nazlı ILICAKNazlı ILICAKCHP nereye?
  • Nuh GÖNÜLTAŞNuh GÖNÜLTAŞAmerika’yı Müslümanlar, Afrika’yı AKP’liler keşfetti!
  • Yavuz BAYDARYavuz BAYDARTel tel dökülüyor
  • Orhan Kemal CENGİZOrhan Kemal CENGİZOnlar savaşa hazırlanıyorlar
  • Gökhan BACIKGökhan BACIKBir algı oyununa dönen dış politika
  • Aykut IŞIKLARAykut IŞIKLARBakalım Nur Hanım’ın hayat tarzı nasılmış?
  • Tarık TOROSTarık TOROSİhanet
  • Bilal ÖZCANBilal ÖZCANEmre Altuğ’un mesajı yanlış!
  • Sadettin ORHANSadettin ORHANAnayasa uygulanırsa 100 bin işçi sevinecek
  • Elif KORKMAZELElif KORKMAZELÇözüm üreten yiyecekler de var!
  • Engin VERELEngin VERELMert varsa dert yok
  • Lemi ÇELİKLemi ÇELİKKimseyi küçümseme
  • Erdoğan SÜZERErdoğan SÜZERİşsizin parasıyla seçim hovardalığı olur mu?
Erhan BAŞYURTKeşke biraz da okusalardı!

FOTO GALERİ

  • Sağlıkta geleceğin 10 mesleği
  • Trafik kazalarında İstanbul zirvede!
  • İşte en son seçim anketi
  • İki genç hastaneyi birbirine kattı
  • Şişli'deki iş merkezinde silahlı saldırı
  • İnsanı 'Gerçek nedir?' diye sorduran resimler
  • Şanlıurfa'da akraba aileler kavga etti: 13 yaralı
  • Karlı zeminde düşe kalka cirit müsabakası
  • Eski halinden eser yok
Sağlıkta geleceğin 10 mesleği