07 Şubat 2012 Salı, 06:59
Yazıyı küçült Yazıyı büyüt

Fethin hiç yazılmamış bilgileri

Prof. Dr. Feridun Emecen'in kaleme aldığı Fetih ve Kıyamet/1453, Doğu ve Batı dünyası için büyük önem arz eden bir şehrin hikayesini anlatıyor.

Fethin hiç yazılmamış bilgileri
"Osmanlı hükümdarlarının yedincisi olan II. Mehmed ilk defa Osmanlı tahtına cülus ettiğinde babası II. Murad ile bazı devlet adamları ve uç beyleri arasındaki çetin iç çekişmenin bir piyonu olduğunun muhtemelen farkında değildi."(sf. 79)

KÜNYE
Yazar: Feridun M. Emecan
Türü: Tarih
Sayfa sayısı: 378
Baskı: Ocak 2012
Yayınevi: Timaş Yayınları

Ya ben şehri alırım, ya da şehir beni!

Kitap, küçük yaşta babası tarafından tahta çıkarılan Fatih Sultan Mehmed hakkında da çarpıcı bilgiler sunuyor.

İstanbul'un fethiyle Fatih Sultan Mehmed, yüzyıllardır hedeflenen ama başarılamayan bir olaya imzasını attı. Batı'daki insanlara göre İstanbul hiç düşmeyecekti, hatta öyle ki bu durum ancak kıyametle özdeşleştirilebilirdi. Doğu'da ise İstanbul'un fethi şanlı bir olay addediliyordu. Peki nasıl olmuştu da II. Mehmed, 21 yaşında "fatih" olmuştu? Kişisel dünyası ve görüşleri sağlayan etkenler nelerdi? İstanbul'u almak için kurduğu hayaller neydi, kuşatmaya hazırlık aşamalarında neler yaşanmış ve fetih nasıl gerçekleşmişti? Gemiler gerçekten de Haliç'ten bir gecede yürütülmüş müydü? Kuşatma boyunca yaşananları Doğu ve Batı dünyası nasıl yorumlamıştı? İstanbul'un fethinin kıyametle kurulan tarihsel bağlantısının ardında yatan sebepler nelerdi? Kıyamet beklentisi niçin İstanbul'un fethiyle özdeşleştirilmişti?

Fatih ve fetih üzerine merak edilen daha pek çok soru, ilk defa yayınlanan belgeler, özel savaş resimleri, haritalar ve akıcı bir üslupla Prof. Dr. Feridun M. Emecen tarafından araştırılıp yazıldı. Timaş Yayınları tarafından basılan Fetih ve Kıyamet/1453 ile bir yandan fethin adım adım nasıl gerçekleştiği gözler önüne serilirken, bir yandan da bu olayla ilgili çoğu konuda ezber bozuluyor.

KİTAPTAN SEÇİLMİŞ BÖLÜMLER

Savaş kitapları okuyan genç sultan

II. Mehmed'in ikinci defa tahta çıktığı ve İstanbul'u önemli bir hedef haline getirdiği dönemlerde, bazı Batılı gözlemciler bu genç sultanı çok iyi yetişmiş, birçok dil bilen bir hükümdar olarak takdim ederler. Her şeyi kendi tekeline alma, büyük tarihî olayları öğrenme tutkusu, Kostantiniye'nin başkent olduğu bir büyük dünya imparatorluğu tesis etme düşünceleri ve bu yoldaki kararlılığı hep bu beş senelik şehzadelik yıllarının ürünüdür. Onun ilgisini çeken kitaplar arasında özellikle harp usullerine dair olanlar öndeydi. İstanbul'u önüne hedef olarak koyduğu için bunun hazırlıklarını yaptığı Manisa'da bilhassa yeni savaş teknikleri ve ateşli silahlar ile ilgili kitapları getirtip incelettiği tahmin edilebilir.
(sf.129)

Halil Paşa'nın ilginç taktiği

II. Murad, 3 Şubat 1451'de henüz 48 yaşında iken ansızın vefat etmişti. Devletin bir an önce sahibini bulması gerekiyordu. Tahtın boş kalmasının daha büyük meselelere yol açacağını bilecek kadar tecrübeli olan Halil Paşa, bu bakımdan II. Murad'ın vefat ettiği haberini Mehmed'in gelişine kadar ustalıkla saklayacaktı. Hatta mutad üzere sürekli divan tertip ettiriyor, sanki padişah hayatta imiş gibi davranıyordu. (sf.135)

Padişah'ın Bizans halkına teklifi

Surlar önünde hazırlıklarını tamamlayan II. Mehmed artık resmen savaşı başlatabilirdi. Ama öncelikle İslâmî kaidelere göre şehrin teslim olması için teklifte bulunmak gerekiyordu. Zira böyle bir durumda şehir antlaşma şartları muvacehesinde kolaylıkla ele geçirilmiş olacaktı. Kritovulos, padişahın büyük bir alicenaplık göstererek silaha başvurmadan önce Bizanslıları teslim olmaya çağırdığını anlatır. Gönderdiği elçiler Bizanslılara şu teklifte bulunmuşlardır: "Bizanslılar şehri antlaşma ve sultanın teminatıyla teslim etsinler. Aileleriyle çoluk ve çocuklarıyla ve mallarıyla her türlü rahatsızlık verecek davranışlardan korunmuş halde huzur içerisinde rahatlıkla şehirde kalarak servetleriyle geçimlerini sürdürsünler."
(sf.236)

'Bana ıssız da kalsa şehir yeter!'

İmparator, surların yıkık durumunu görerek bunun kötü sona işaret ettiğini düşünmekteydi. Zira şehir pek çok saldırıya göğüs germiş, bu saldırılar sırasında surlarda küçük bir taş bile zarar görmemişti. Bu yüzden muhasaranın alışılmadık düzeninden, güçlü donanmadan ve ağır bombardımandan etkilenerek büyük bir umutsuzluğa düşmüştü. Hatta padişaha bir elçi yollamayı ve oradan ayrılıp gitmesi halinde kendisine yüklü miktarda haraç ödemeyi kabul edeceğini, diğer aradaki meselelere de hemen çözüm bulacağına dair söz vereceğini bildirmeyi düşünmüştü. Elçi, II. Mehmed'e bunları söyleyince aldığı cevap şu olmuştu: "Ayrılıp gitmem mümkün değildir. Ya ben şehri alırım ya da şehir ölü yahut diri beni alır. Eğer imparator ayrılıp gitmek isterse kendisine Mora'yı bırakırım, onunla dostluk anlaşması yaparım, oradaki kardeşine başka bir il veririm. Ama şehre barışla giremezsem, savaşla girersem o zaman onu ve bütün soylu, ileri gelenleri ölümle cezalandırırım, geri kalan halkı köle olarak askerlerime dağıtırım. Bana ıssız da kalsa şehir yeter!"
(sf.249)

Gemiler nerede yapıldı?

Feridun M. Emecen, Fatih'in Haliç'e indirdiği gemileri nerede yaptırdığına  ilişkin şu bilgiyi veriyor: Osmanlı tarafından hadiseye şahit olan bir başka muasır kaynağın anlatıcısı, gemilerin demirlendiği yerden dört İtalyan mili mesafede bir ormanda 30 geminin inşa edilmiş olduğu, bunların karadan çekilerek denize indirildiği bilgisini verir. Bu çok önemli nota aşağıda tekrar temas edilecektir. Çekilen gemilerin güzergah konusunu tartışan XVIII. yüzyıl tarihçilerinden Müneccimbaşı, önce bunların Boğazkesen Hisarı'ndan Kasımpaşa'ya uzanan bir dere yatağına döşenmiş kızaklar üzerinden kaydırıldığını belirtir, ardından da gemilerin Okmeydanı'nda yapılmış olabileceği bilgisine temas eder. Olayı karşı cepheden gören Bizans ve Latin müelliflerinin yazdıklarında müşterek olan husus ise Sütunlar mevkiinden gemilerin karaya çıkarılıp Haliç'e indirildiğidir.(sf.269-270)

'Açık unutulan kapı'

Şehre ilk olarak nereden girildiği ve surlara ilk çıkanların kimler olduğu konusu da bugün pek çok tartışmayı beraberinde getirmiştir. Kaynakların incelenmesi sonucu bir yerden değil, değişik kesimlerden surların aşıldığı anlaşılır. Fakat yoğun girişin Topkapı gediğinden olduğu kat'idir. Tâcizâde, Edirnekapısı'na doğru olan gedikte gazilerin galip olup içlerinden 5-10'unun duvar üzerine çıkarak sancak diktiğinden ve onları gören herkesin bir anda içeri girdiğinden açık şekilde söz eder. Bazı yazarlar deniz tarafındaki daha zayıf surlardan yani Haliç kesiminden girildiğini iddia ederler. Ancak bu doğru değildir. Aslında Topkapısı tarafından şehre girilince müdafiler surlardan çekilmişler, diğer taraftakiler de surların üzerinde mukavemet görmeyince rahatça duvarları aşmışlardır. Yani ana giriş Topkapısı'dır ve burada müdafaada bulunan Giustiniani'nin yaralanıp müdafaa hattından çekilmesi direnişi zayıflatmıştır. Ayrıca Bizans tarihçisi Dukas'ın eserinde yer alan "açık unutulan kapı" hikâyesi, doğru olmayıp kökü çok eskiye giden bir efsanenin Osmanlı fethine uyarlanmasından ibarettir.
(sf.314)

Fatih'in gözyaşları

Hiçbir korku duymaksızın savaşın ön saflarında askerlerini kumanda etmiş olduğu belirtilen II. Mehmed, o gün öğleden sonra yakın koruması olan 200 solağın eşliğinde şehre girdiğinde, etrafı seyrederek Ayasofya'ya ulaştı. Kritovulos şehrin harap olduğunu gören II. Mehmed'in yağmaya izin verdiğine pişman olduğunu, hatta bu durum karşısında duygulandığını ve gözlerinden yaşlar döküldüğünü bildirir. Böyle bir şehri yağma ederek harabeye çevirdik diyen II. Mehmed, ona göre karşılaştığı yıkıntı ve meydana gelen üzücü olaylardan dolayı çok rahatsız olmuştu. Kritovulos'un bu yazdıklarını inandırıcı bulmamak için bir sebep yoktur.(sf.326)

Katolik-Ortodoks birleşmesine büyük darbe

Feridun M. Emecen, İstanbul'un fethiyle birlikte Batı'nın hayal kırıklığını Papalık üzerinden açıklıyor ve ekliyor: "Papalık, Hıristiyan güçlerin toplanarak yeni bir Haçlı seferi hazırlaması gerektiği fikrini ciddi şekilde ortaya attı. Katolik-Ortodoks birleşmesi hayalleri İstanbul'un fethi sonucu tam anlamıyla baltalanmış olan Papa Nicolo, büyük bir hayal kırıklığı içindeydi; bu hislerle çeşitli devletlere mektuplar yazdığı gibi 30 Eylül 1453'te resmî bir beyanname hazırlayarak Haçlı seferi ilan etti. Krallara çeşitli temsilciler yollandıysa da bundan bir sonuç çıkmayacaktı. Zira kadim Roma'nın çöküşü en çok İtalya'yı ilgilendiriyordu, kuzeydeki Hıristiyan krallar genel bir ilgisizlik havası içindeydiler. Hıristiyanlık gayretiyle bazı hoş sözler ve manevi açıdan takviye edici ifadeler serdetmek dışında hiçbirinin fiilî bir harekete girişme eğilimi yoktu."(sf.344)

Batı'da oluşan Türk imajı

İstanbul'un fethiyle beraber yavaş yavaş Türklerin Batı'ya ait olduğu yolunda efsanevi bilgiler üretilmeye; Truvalıların soyundan geldikleri için Roman ve Yunanların Truva'ya karşı yaptıkları vahşetin intikamını almak üzere harekete geçtiklerine inanılmaya başlandı. Bununla beraber "Konstantinopolis'in ıstırabını ve gözyaşlarını" konu alan mersiyeler, ağıtlar bütün Avrupa'ya yayıldı ve bunlar kamuoyu üzerinde derin etkiler yaparak bugüne kadar ulaşacak olan olumsuz "Türk" imajını destekledi. (sf.345)

Fethe sevinmeyen tek Müslüman ülkesi

İstanbul'un fethi Batı dünyasında korkuyla karışık bir tehdit algılamasına, Hıristiyan hükümdarlar nezdinde ümitsizce yeni bir Haçlı çağrısına yol açarken; İslâm dünyasında Memlük idaresi hariç genel bir sevinçle karşılanmıştır. Böylece Osmanlı gücü sadece Hıristiyan memleketlerinde değil, bütün İslâm ülkelerinde de iyice tanınmıştır. Artık Osmanlılar üç kıt'aya yayılmış bir imparatorluğun temellerini atacakları ve yeni misyonlar üstlenecekleri bir çağa adım atmaya hazırdılar. (sf.349)

« Önceki Haber   |   Sonraki Haber »
  • Son Dakika
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan

AK Partili siyasetçiye suikast

ŞIRNAK AK Parti İl Başkan yardımcısı Ali Kılınç, evinin önünde...

3 dahi isim İstanbul'da

Rönesans'ın 3 büyük dahi ressamı Michelangelo, Leonardo ve Raphael, 1...

Bir kadın cinayeti daha

Saray'da bir kadın, inşaatta vücudunun çeşitli yerlerinden...

Foseptiğe düşen liseli öldü

Arkadaşının telefonunu ararken üzerine bastığı kapağın çökmesiyle...

Helal sana dedirten fedakarlık

Can Babalık'ın yaptığı fedakarlık, takip edenlere “Helal sana Can”...

Hiç bilmediğiniz gerçekler

Hayvanların ilginç sırları, Dünya'da gerçekleşmiş ilkler... Dünya...

Bu kadarına da pes yani!

Beyoğlu’nda, akıllara durgunluk veren bir yöntemle dilencilik yapan...

Türkiye'yi güçlendirecek proje

'Aile Sosyal Destek Programı' projesi pilot iller; Kırıkkale ve...

Bir günde 5 kişi öldü

Kene ısırmasından kaynaklanan Kırım Kongo kanamalı ateşi (KKKA)...

Hangi ilin nesi meşhur?

Memleketiniz hangi ürünüyle tanınıyor biliyor musunuz?

Tatil Budur.com'dan, 2012 erken rezervasyon fırsatları başladı. Ege ve Antalya otelleri'nde ki ucuz tatil fırsatlarını kaçırmayın. Bilgi ve rezervasyon için : (0216) 709 0 709
Erken rezervasyon fırsatları

Bugun Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.
İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.